Anasayfa Risale-i Nur Besmele Bahsi‏
 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

BİSMİLLÂH her hayrın başıdır.

Bismillah her hayrın başıdır denilmekdedir Ustad Bediüzzaman o kadar güzel uslub ve ifadeler kullanmış ki bu uslub ve ifadeleri neden kullandığına bakdığımızda şu hakikati görüyoruz :

Ahir zamanda dinin bozulduğu iman hakikatlerinin yok edilmeye çalışıldığı hengamda şu ayette şöle deniliyor veya şu hadisde şu beyan ediliyor insanlar kabul etmeyecek hatta itiraz bile edebilecekler hatta otuzbirinci sözde ustad bediüzzaman mirac meselesini inanmayan birine bahsetmeyiniz önce ona iman hakikatlerinden anlatınız inanmayan birine mucizeden bahsedilmez demekde işde Ustad Bediüzzaman hadis ve ayetlerden aldığı ilham ile tefsir ediyor Hatta şu cümlede ; "Her hayrın başı bismillahdır" demesi icab ederken O "Bismillah her hayrın başıdır." ifadesini kullanarak sözüne bismillah ile başlamış oluyor. Peki biz her işimize bismillah ile mi başlamalıyız sorunun cevabıda bunun içinde saklı her işimize değil, sadece hayırlı olan işlerimize besmele ile başlıyacağız çünkü şer olan bir işe besmele ile başlamak ayrıca Büyük bir günahdır. mesela bir hırsız hırsızlık yapmadan önce besmele cekse hem hırsızlık yapdığı için günah kazanacak, hemde besmele çekdiği için buyuk bir gunah işlemiş olur. Onun içindir ki Butun hayırlı amellerin başı bismillahdır.


Biz dahi başta ona başlarız.

biz dahi bu hayırlı işimize besmele ile başlarız. Bazı Edebiyatçılar ona yerine onunla olması gerekdiğini cümle bozukluğu olduğunu sölemekde ancak Ustad bediüzzaman hem edebi hemde ebedi bir uslub kullandığını iyice düşündüğümüzde görebilmekteyiz. Buradaki ona kelimesi ile bir önceki cümledeki bismillahı işaret ettiğini anlıyoruz. Eğer onunla olsaydı bir önceki cümlesindeki bismillahı değil sadece bismillahı işaret ettiğini anlıyabiliriz.. 'Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü Teâlâ da râzı olur. ' (Deylemî)

başka bir hadisi şerifde ise 'Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.' (Beyhâkî) - nasil yarida kalicak? şöyle yarıda kalıcak talebe olan kardeşler bilirler bir tez yada ödev hazırladıklarında bazı zaman tezlerini veya ödevlerini hazırlarlar iken coğu zaman akılları baska yere gider dikkatleri dağılır işde besmelesiz başlandığından şeytan o işe mudahale eder aklı mesgul edecek baska hayaller getirir mesela bazen bir işe başlarız iş bitmek bilmez halbuki kısa zaman alıcak bir iş ama düğümlenir..
Besmele üzerine cok hadisi şerif vardır mesela
'Osman İbn Affan (ra) Resûllullah (sav)'a besmeleyi sorduğunda, Resûlullah (sav) buyurdu ki: 'O Allah'ın isimlerinden bir isimdir. Allah'ın en büyük ismi (İsmi A'zâm) ile onun arasında sadece iki gözün karasıyla akı arasındaki yakınlık kadar fark vardır.' demekki hadisi şerifden öğreniyoruz ki bismillahirrahmanirrahim İsmi azama cok yakın bir isim biliyorsunuz ki ismi azam ile yapılacak butun dualar kabule karindir geri cevrilmez işde ondandır ki her hayırlı işe besmele ile başlanılmalı hem hadisde de olduğu gibi eğer besmelesiz baslar isen yarıda kalacak Başka bir hadis de ise : 'Meryem oğlu Îsâ'yı (as) annesi yazıcıya teslim etti ki ona yazmayı öğretsin. Öğretmen ona 'yaz' deyince o 'ne yazayım?' dedi. Öğretmen de 'bismillâh' (Allah'ın ismiyle) diye karşılık verdi. İsa (as) öğretmene, 'Bismillâh nedir?' deyince öğretmen 'bilmiyorum' karşılığını verdi. Hz. Îsâ (a.s) ona dedi ki: 'Be Allah'ın bahası, Sin senâsı, Mim de memleketidir. Allah, ilâhların ilâhıdır. Rahmân, dünya ve âhirette son derece merhametlidir. Rahîm ise sadece âhirette merhametlidir.'' (İbn-i Kesir)

Ustad Bediüzzaman konumuzun ilerleyen kısmında bu hadisin tefsiri olan Allah, Rahman ve Rahim isimlerini tefsir eederek besmeleyi daha iyi anlıyabilmemizi göstermekdedir. Hatta bir hadisi şerifde 'Hoca çocuğa, Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü Teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır.' buyurdu. (İbn-i Kesir) Burada bir hadisi şerif daha söliyelim 'Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, 'Bu eve girmeme imkân yok' der, dönüp gider.' (Tibyan) işde ölede bir işe başladığımızda besmele cekilir ise şeytan o işe karışamaz..


Bil, ey nefsim, şu mübarek kelime, İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisan-ı hâl ile vird-i zebânıdır.

evet kardeşler Ustadım dersi önce kendi nefsine vermiş ve bil ey nefsim diye nefsini terbiye etmiş hatta birinci sözün başında bir açıklama var Zamanında sekiz ayetten aldığım ders ile sekiz sözü uzunca nefsime demişdim kim iseterse nefsimle beraber dinlesin Ustad daha önceden bu konuları uzunca nefsine anlatmış nefsini terbiye etmiş ve ihtiyacı olanda şimdi nefsimle beraber dinlesin diyor.. bizlerde bu hakikatlerin üzerinde kelime kelime düşünüp ayet ve hadislere giderek nefsimizi terbiye etmeliyiz çünkü Ustad aynı zamanda bunuda ders veriyor. Bir insanda hac işaretli kolye takdığını görseniz deriz ki bu hristiyan bir dindar, Bir araba da yıldız amblemi görsek , deriz ki bu arabanın markası mercedes, Bir bayanın başı örtülü ise, deriz ki bu müslüman bir dindar, işde ölede bir adamın bismillah dediğini duysak onun islam olduğunu söleriz. Demekki bismillah da islamın nişanıdır. Besmele Kuranı azimüşşanın tevbe süresi haric diğer bütün sürelerin başında gecmekde islamın bir nişanı olduğunu ispat etmekde hatta dersmizin ilerleyen kısmında islamın nişanı olmasını varlıklar hesabınca göreceğiz mevcudad yani yaratılan her şey bismillah demekde. Mesela biri çıka gelse dese ki ben duymuyorum nasıl bir kedi , bir ağaç bismillah der. İspat et dese Onlar kendi varlıklarının lisanlarına göre besmele cekmekdeler. Mesela illaki bizim lisanımızda veya arapca olarak bismillah demesi şart değil. Bir çinli gelse kendi lisanında Allahın adıyla dese çince bilmesek anlamayız onun ne demek istediğini. bir hayvanın dili farklıdır bir bitkinin bir taşın bir toprağın ve hususan insanın ve hakkeza her bir varlığın kendine göre bir lisanı mevcuttur ya insan benzer konusarak dile getirir yada kendi varlığına göre yapdıkları işle bunu dile getirir. Mesela dalgaların kayalara çarparak ya cemil demesi, Ruzgarın eserek ya Hu demesi Kedilerin ya Rahim demesi ve hakeza, konumuzun başında hadisi şerifde bismillahın ismi azama en yakın bir isim olduğunu vurgulamışdık. Belki diğer varlıklar ismi azamı biliyor ve onunla başlıyorlar. Bizim ise bildiğimiz bismillah olduğundan olsa gerek ki bununla başlıyoruz..


Bismillâh ne büyük, tükenmez bir kuvvet, ne çok, bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle.

Ustad Bediüzzaman iki noktaya değinmiş biri kuvvet diğeri bereket hususan insanında ihtiyacı temelde bu değilmidir zıttını beyan ederek dile getirmiş acz ve fakr biz neyin yoksunu isek onun fakiriyiz biz neyi yapamıyor isek onun aciziyiz ve buna göre bizler sonsuz aciz ve fakiriz öle ise ihtiyacımız kuvvet ve berekettir Ustad bediüzzaman temsili hikayecik demekde Suret manasını ele alalım bize ilmi aktaran kelimelerin suretidir kelimelerde bir ilim yokdur ölede buradaki hakikat hikayede değil verdiği manadadır mesela baska bir pencereden bakar isek Ahmet sana desem ki sobaya bak yanıyormu diye sen neyle bakarsın gözünle mi ? Mehmet şu yemeğin tadına bak dediğimde yemeğe gözünümü sokarsın bakmak sadece gözle yapılan bir iş değildir Osman şu ayetin hakikatine bak dediğimde neyle bakarsın ? Ahmet eliyle bakar ( aman fazla yaklastırma sonra yanar) Mehmet diliyle tadar Osman ise aklıyla bakar işde ustad bediüzzaman temsili hikayeler ile aklımıza uzak olanı bize yakınlastırıyor bir nevi dürbün vazifesi gördürüyor temsil dürbünüyle bakalım hikayemizde ne var


Bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedarik edebilsin.

eski zamanlarda yol kesen eşkiyalar varmış günümüzün mafyası gibi bakınız kardesler bir çok iş adamları mafya babaları tabir edilen eşkiyalardan dolayı ticareti bırakmak zorunda kalmıslar bazı işadamları kendi bölgelerinde harac topluyan mafya babalarına karşı onlara sözünü gecirecek baska bir zatın himayesine girerler ki o bölgede daha rahat ticaret yapabilsinler işde ölede ihtiyacını giderebilmek istiyorsan o bölgeye ve oradaki muzır varlıklara sözünü gecirebilecek bir zatın himayesine girmen gerek mesela birinci lema da Hz Yunus .a.s kıssasında bu hakikati görüyoruz ayrıntı için siz kardeşleri oraya havale ediyoruz


Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır.

şayet öle değilmidir bizi tanımayan bir dünyaya gelmişiz kimiz kime emanetiz kime kul olduğumuzu bilmeyen evvela mevcudat elbette bir nevi bizim düşmanımız olmaz mı ? mesela bir mobilyacılar çarsısında bir mobilya mağazası acdınız o evvela o carsıdaki butun mağazalar akabinde diğer bütün mobilyacılar rekabet cinsinden düşmanınız olmaz mı ? insan bir bahceyi istediği gibi cennet bahcesinide arzular demekde yirmi üçüncü sözde tafsilatı bulunan hadsiz düşman ve ihtiyacat için oraya bakılabilinir bizim hadsiz bir düşmanımız var ve bizim hadsiz bitmez tukenmez bilmeyen bir isteğimiz var eğer biz o sahranın malikinin namını almaz isek bu fakirlik ve acizlik karşısında elbette perişan olmamız muhtemeldir perişan olmak istemiyorsan o Zatın namını al hadisz düşmandan kurtul ve ihtiyacını tedarik et.


İşte, böyle bir seyahat için, iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi, diğeri mağrur.

Ustad Bediüzzamanın talebelerinden Hulusi ağabey; buradaki mutevazi şahsın tam tamına Ustad bediüzzaman olduğunu sölemekde ve ilerleyen kısımları ile bağlandırmakda yeri geldikce Hulusi ağabeyin sözünü rehber edineceğiz..


Mütevazii, bir reisin ismini aldı; mağrur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kàtıu't-tarîke rast gelse, der: 'Ben filân reisin ismiyle gezerim.' Şakî def olur gider, ilişemez.

kàtıu't-tarîk yani yol kesen eşkiya şaki ise eşkiya demek bir zamanlar gece mesiasinde çalışan bir kardeşimiz diyor eve döndüğümde sokaklar tenha olduğundan ve sokak köpeklerinin vahşiliğinden saldırmasından korkardım bir zaman geldi besmele risalesini dinledim sonrasında ; her ne zaman bir köpeğe denk gelsem besmeleye yapısırdım bakardım ki o bana hic zarar vermezdi. Demekki sen acizsin butun mahlukatın yaratıcısına sığınmalısın..


Bir çadıra girse o nam ile hürmet görür.

şayet öle değil mi ehli iman bir muessese ye selam ile girdiğinizde bir hurmet görmez misiniz ? belki şu zamanda bazılar bu hakikatten uzaklasdığından belki kıymetini bilemiyorlar misal olarak ben cok dikkat ederim iş yerimize selamlı girene ayrı bir ilgi ve alakayı cekdiğini bizzat şahit olmusumdur

Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. şeyat o kardeşimiz gece mesai dönüşünde besmeleyi zikir edinmemiş olsaydı o sokak köpeklerinden dolayı eve dönüşü bir ızdırap olmazmıydı ?


Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelil, hem rezil oldu. buradaki manaları ilerleyen kısımlarda yine değineceğiz orada açarız inşallah. el fatiha

{jcomments on}

Dini Bilgiler

Kimler Sitede

Şu anda 5 konuk çevrimiçi